Farklı eller, neden tek bir göz
Üç ayrı yere verilen iş, dördüncü bir işi doğuruyor: hepsini birbirine benzetmek.
Kimlik ve matbaa işleri yaparken sık rastladığım bir durum var. Bir marka logosunu bir yerde yaptırmış, fotoğraflarını başka yerde çektirmiş, sitesini bambaşka birine emanet etmiş. Tek tek bakınca hiçbiri fena değil. Ama yan yana koyunca aynı markaya ait olduklarına inanmak zor. Sonra biri çıkıp hepsini birbirine benzetmeye uğraşıyor ve ortada dördüncü bir iş doğuyor.
Ofis yıllarında bunun tersini yaşadım. İşi ekip yürütüyordu, ben en sonda bakan göz olmuştum. Bir noktada asıl işimin bu olduğunu anladım. Çekimi çekimden anlayan, tasarımı tasarımdan anlayan biri yapıyor. Benim görevim hepsinin aynı sesle konuşmasını sağlamak: aynı renk, aynı yazı, fotoğrafta aynı ışık, sitede aynı ton.
Bugün de böyle çalışıyoruz. Bir kez karar veriyoruz, son onayı ben veriyorum ve o karar her yerde aynı uygulanıyor. Size ulaşan şey birbirine benzemeye çalışan parçalar değil, tek bir marka oluyor.